|
21-22.04.2010 tarihinde yapılan ISO 9001- 2008 dış denetimlerinde hastanemiz
ISO 9001- 2008 Kalite Yönetim Sistemi belgesi almaya hak kazanmıştır.
Mersin Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Suat Özer ÖNER' in Konuşması;
Öncelikle toplum sağlığının geliştirilmesine katkısı olmuş, aramızdan ayrılmış olan tüm meslektaşlarımızı saygı ile anıyorum.
“Hekim olarak bizim iki değer yargımız vardır: “Özgürlük ve herkesin yaşam hakkına saygı.” Özgürlük bizler için bir yaşam biçimidir. Kişiler arasında hiç ayırım yapmadan “Herkesin yaşam hakkı” için uğraş vermek biz hekimlerin hizmet tutkusunun temel direğidir.”
Bağımsızlık savaşı sırasında, yaralı askerlerin tedavilerinin yapılabilmesi için hizmet vermeye başlayan Mersin Devlet Hastanesi şimdilerde, her tür tıbbi ve cerrahi müdahalenin verilebildiği bir bölge hastanesine dönüşmektedir.
1934 yılında “Cumhuriyet döneminin ilk hastanesi” ünvanı alarak Millet Hastanesi adı altında hizmete açılan Mersin Devlet Hastanesi, bir çok zorlu muharebede sağlık hizmeti sunmuştur. Yaklaşık bir asra yaklaşan bir dönemdir çeşitli düzenlemelerle halkımıza hizmet veren hastanemiz, 2009 itibariyle 506 yatak ve ortalama 1692 personel ile hizmet kalitesini arttırmayı hedeflemektedir.
2008 yılı verilerine göre 322 bin 658’i acil olmak üzere yıllık ortalama 1 milyon 159 bin 625 hastaya poliklinik hizmeti veren hastanemizde, 27 bin 736 hasta yataklı tedavi görürken, 39 bin 312 hastada ameliyat edilmiştir. Mersin Devlet Hastanesine başvuran hastaların hizmetten en iyi şekilde faydalanması için var gücümüzle çalışmaktayız.
Sağlıkta Dönüşüm Projesinin önemli ayaklarından biri olan sağlıkta hekim seçme hakkını gerçekleştirmek amacıyla; her hekime bir poliklinik planladığımızdan poliklinik sayımızı toplam 107’ye çıkarmış bulunuyoruz. İleriki dönemlerde ihtiyaç nispetinde bu sayıyı arttırmayı planlamaktayız.
Yakın tarihte 6 yataklı bir Yanık Servisi açmayı planlıyoruz ve 2009 yılı ortalarında hastanemizde elzem bir ihtiyaç olan Koroner Anjiografi Ünitesi açarak bu alanda da aktif hizmet vermeye başlayacağız.
Tıbbiyeli geleneğine sahip çıkarak ve toplumun diğer duyarlı kesimleriyle birlikte el ele daha sağlıklı günler için Mersin'lilere hizmet vermeye devam edeceğiz.
Saygılarımla
Dr.Suat Özer ÖNER
Başhekim
Mersin Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Suat Özer ÖNER’in 14 MART TIP BAYRAMI Konuşması
Saygıdeğer konuklar hoş geldiniz, değerli meslek arkadaşlarım tıp bayramınızı kutlarım. Hepinizi saygıyla selamlarım. Öncelikle tıp mesleğine hizmet etmiş, aramızdan ayrılmış olan tüm meslektaşlarımızı saygıyla anmak isterim. 2010 yılının hepimiz için, sağlıklı bir Türkiye ve Mersin yaratmasını dilerim.
Sağlık tüm ulusların temel gelişmişlik düzeyini gösteren aynı zamanda toplumların ekonomik kalkınmasında rol oynayan bir kavramdır. Sağlık sektörü tüm ülkelerin reel ekonomisinde oldukça yüksek pay alan bir sektördür. Hastaneler kamusal otorite ve toplumsal baskı araçları ile karşılıklı etkileşimde bulunan örgütlerdir. Sağlık sektöründe yetkinin kaynağı bilgi ve yetenek olduğu için hizmet sürecinin başında doktorlar yönlendirici ve karar verici olarak bulunmaktadırlar.
Sağlık hizmeti verilirken amacımız maliyetleri sınırlamak, sağlık hizmetinin kalitesini artırmak, tüketiciyi memnun etmek, mevcut kaynakların etkili kullanmak ve eşitliktir. Verimliliğe ulaşmanın tek yolu ise insan gücünden etkin faydalanmaktır.
“Gökyüzünde güneş parlarken herkes ışıl ışıl görünür; ama kişilerin ya da kurumların karakterleri fırtınalı havalarda sınanır”.
Güven ilişkilerinin geçerli olduğu ortamlarda, zor dönemlerde, parçalanıp dağılmak yerine, değişim gerçeğiyle sinerjik bir biçimde başa çıkabilmek gereklidir. Değişim, kendi kendine değil insanoğlunun etkisi ile olmaktadır. Değişime ayak uyduramayan organizasyonlarda iki temel yeteneksizlikten bahsetmek mümkündür. Geçmişten kurtulmadaki yeteneksizlik. Geleceği oluşturmadaki yeteneksizlik. Önünü görememek, kendi durumunun farkına varmamak, değişimi algılayamamak temel başarısızlık sebebidir. Değişim, şimdiye kadar yapmakta olduğumuz bütün işleri tamamen yeni bir mantıkla yapmayı öğrenmektir.
“Kimin kime ne zaman taviz verdiği karşımızdakinin o sırada kim olduğuna bağlı; Genelde ortam figüranları ortamda olanlardan faydalanmaya çalışan sinsice bir uyanıklık içerisindedirler”.
İnsanın ailesi, okulu, sosyal çevresi, iş ortamı, yaşadığı şehrinde sağlıklı bir yapıda olması gerekmektedir. Hasta insanlar polikliniklere gelip kısa muayene süreleri içerisinde üç beş kutu ilaç temin ederek sağlıklı yaşama kavuşacaklarını umuyorlarsa bu pek mümkün değildir. Ancak hastanelerde dikensiz gül bahçeleri değildir, aynı sorun ve çatışmalar burada da yaşanmaktadır. Tasa, kaygı, endişe ve birçok problemi olan hasta bizden ne istemektedir, beklentileri ne oranda karşılanmaktadır veya karşılanamamaktadır.
Hasta-hekim ilişkisinde nezaket, hastayı ikna etme, hasta memnuniyeti, kullanılan tıbbı malzemelerin yeni, üst model olması, hizmet veren elemanların nazik olmaları, mekanların temiz ve ferah olması beklentileri ön plana çıkmıştır. Doğru tanı almak, tedavi olmak, takip edilmek ikinci plana düşmekte; değerli görülmek, öncelikli olduğunun hissettirilmesi, beklentilerinin her yönüyle kabul edilmesi ve karşılanması isteği ön plana çıkmaktadır.
Hekimler ise şartlardan memnun gözükmemektedirler, beklentilerinin ne olduğu tam değil? Ne yapıp nasıl davranacakları konusunda kararsız bir durumda günü geçirmekteler. İş kapasitelerinin altında çalışmakta ama daha çok yorulmakta ve memnuniyetsiz bir hal içerisindedirler. Moral olarak tükenmişlik yaşamakta, idari, sosyal, mesleki tükenmişlik ve çaresizlik belirtileri vardır. Bu durum hekimin kişiliğine, aile yaşantısına, sosyal çevresine ve çalıştığı kurumada olumsuz yansımaktadır. Sonuç; karşılıklı beklentiler pompalanarak yükseltilmekte; memnuniyetsizlikte karşılıklı olarak hasta-hekim arasında ve çalışanlar arasında artmaktadır. İkinci basamak sağlık hizmetleri verirken bizlerin en önemli problemi hastane binalarının yetersizliğidir. Nüfus başına düşen kaliteli ve nitelikli hasta yatağı ve yoğun bakım yataklarının yetersiz olması, acil servislerin yetersizliği, il içi yaşanan sevk problemleri, branş ve icap nöbetleri, adli tabiplik hizmetleri önemli problemler olarak karşımızda durmaktadır.
Hastane ihtişamdır, güzelliktir, sevgidir, mahremiyettir. Hastaneler insanlara bu hayatın boşluğunu, soğukluğunu ve sessizliğini en çok hissettiren, insanın kendisini yalnız hissettiği mekanlardan birisidir. Bunun için hastaneler yalnızlığın giderilmesi gereken şefkatli, ümit bahşeden, okşayan, tanıdık, dertten anlayandır, sırrı, acıyı aşkı, yenilgiyi paylaşan kurumlar olmalıdır. Hastane mimarisi başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Şimdiki hastaneler ise verimsizlik abidesi olarak karşımızda durmaktadır.
Şehrimizde son yirmi yıl içerisinde yeni yerleşim alanların hızla artmaktadır. Yeni nüfus alanları verimli tarım arazileri, turunç bahçeleri yok edilerek oluşturuluyor. Ancak bu yeni yerleşim alanlarına hizmet edecek sosyal alanlar nasıl planlanmaktadır bilinmiyor. Planlanan alanlar ise ihtiyacı karşılamamaktadır. Bir hastane arsası neresidir, ne kadar okula ihtiyaç vardır bilinmemektedir. Bu şehirde beş yıldır hastanemiz için bir arsa tahsisi belediyeler tarafından yapılmamıştır. Yine bu şehirde okul, kaldırım, trafik, park yeri problemleri yaşanmaktadır. Çarpık kentleşmenin yarattığı sosyal problemler çözülemez ise bunların çözümü daha sonra sağlıkçılardan başka şekilde istenmektedir.
Sağlık sisteminin iyileştirilmesi, halkın sağlığının öncelik haline getirilmesi, hekim ve sağlık çalışanlarının da bu öncelik içerisinde hak ettikleri koşullara kavuşabilmesi ile olacaktır. Türkiye’deki sistem, sağlık problemlerini çözerken, elindeki hekim ve sağlık çalışanlarını da en iyi şekilde kullanmalıdır. Sistemin aksayan yönlerini çözecek olan yine hekimler ve sağlık çalışanları olacaktır. Sağlık sorunu gidermek için tüm toplum kesimlerinin işbirliği yapması gerekmektedir. Yönetenleri, sorunların çözümü için beraber çalışmaya davet ediyorum.
Dr. Suat Özer Öner
Mersin Devlet Hastanesi Başhekimi |